Kalabalık Yalnızlık

Kalabalık Yalnızlık
Blog

Kalabalık Yalnızlık

Türk Dil Kurumunun bir milyon kişiyle yaptığı ankette 2024 Yılının kelimesi
“Kalabalık Yalnızlık” seçilmiş.
Okurken size de tanıdık geldi mi?

Her yerdeyiz.
Toplantılarda, sokaklarda, mesaj kutularında…
Birbirimize dokunacak kadar yakınız, ama ruhlarımız sanki farklı odalarda.
“Kalabalık Yalnızlık” bu çağın yüzleşmek zorunda olduğu en büyük paradoks.

Hepimiz oradayız, ama aslında hiçbirimiz tam olarak “burada” değiliz.
Bedenimiz orada, ama zihnimiz ve kalbimiz başka diyarlarda.

Kalabalıklar arasında yürürken hissettiğimiz o garip boşluk…
İnsanlarla dolu bir odada, sesler yükselirken içimize çöken sessizlik…
“Kalabalık yalnızlık” işte tam da bu değil mi? Yan yana ama bağlantısız, yakın ama yabancı olmanın tarifi.

Evin yolunu biliyorsun ama tarif edemiyorsun hissi.

Dijital dünyanın kapıları bize sonsuz bir erişim sundu, ama ne pahasına?
Artık herkes bir mesaj uzağımızda, ama o mesajın ardındaki insanın gerçek ihtiyaçlarını görebiliyor muyuz?

Bağlanıyoruz, ama derin değil.
Dinliyoruz, ama anlamadan.
Görüyoruz, ama fark etmeden.

Bu yalnızlık, çağımızın bir çığlığı…
Daha hızlı, daha yoğun bir hayatta, yavaşlamayı ve gerçekten “görülmeyi” özlüyoruz.
Daha çok insan tanıyoruz ama daha azıyla bağ kuruyoruz.

Kalabalık yalnızlık, bizi içimize dönmeye zorluyor. Kalabalıklar arasında kaybolmuş hissederken, aslında en büyük özlemimiz çok basit;
Gerçek bir bağ.
Birinin bizi duyması, görmesi, hissetmesi, anlaması…

Bağ kurmak yalnızca bir ihtiyaç değil, aynı zamanda bir iyileşme şeklidir.

Bağ kurmak, yüzeysel bir tanışıklıktan çok daha derin bir ilişkiyi ifade eder ve insanların birbirlerini gerçekten görmesini, anlamasını ve kabul etmesini gerektirir.

Gerçek bir bağ kurmak istiyorsak gerçek bir iletişimin ne olduğunu bilmemiz gerekiyor. Ve iletişimin en temelinde “dinlemeyi bilmek” yatıyor.
Dinlemek; biri karşımızda konuşurken iç sesimizin içinde kaybolmak yada vereceğimiz cevabı hazırlamak değildir.

Bütün varlığımızla şimdi ve burada sadece onun varlığını onurlandırmaktır.

Seni görüyorum,
Seni duyuyorum,
Senin için buradayım, diyebilmek.
Bazen, sözsüz iletişimle bile bu bağı kurabiliriz.

Sonuçta;
İnsanlarla yaralanır,
İnsanlarla iyileşiriz.

 

Yazar; Canan Coşkun Sayın